Şifanur
Gülistan
Üç Mescid
ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ANKETLER ARŞİV İLETİŞİM PAYLAŞIM

BİR AYET - BİR HADİS

BİR AYET 

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.(Bakara Suresi - 284)

   BİR HADİS

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." (bk. Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

 
Osmaniye'nin Neyi Meşhur?

Osmaniye'nin Neyi Meşhur?

27 - Mart - 2013, 13:24

Toprakkale Kalesi -Hemite Kalesi -Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi -Karaçay ve Şarlak Şelaleleri -Zorkun Yaylası -Haruniye Kaplıcası Yerfıstığı Üretimi-

Toprakkale Kalesi
 

Osmaniye Toprakkale ilçesinde bulunan bu kalenin yapım tarihi bilinmemektedir. Çukurova’yı güneyden gelebilecek saldırılara karşı korumak amacıyla yapılmıştır. Aynı zamanda kervan yollarının birleştiği 75 m. yükseklikteki yığma bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Kalenin MÖ.312’de Seleukoslar tarafından yaptırıldığı, Romalılar, Abbasiler, Selçuklular, Ramazanoğulları ve Osmanlılar tarafından onarılarak kullanıldığı bilinmektedir.

Bu kaleye Hitit ve Asurlular “Carania”, Persler “Susanis”, Romalılar “Amanicae-Caranadiopolis”, Abbasiler zamanında “Al-Kenisa-Tüs Savda (Kara Kilise), Hamdaniler “Tel Hamdün”, Osmanlılar da “Kınık Kalesi” ismini vermişlerdir.

Kale moloz taş ve kesme taştan yapılmış, çevredeki kayalar da sur duvarları olarak kullanılmıştır. Kale sekiz burçlu olup, batı yönüne açılan kapısı bulunmaktadır. Kaledeki beyaz taştan yapılmış bezemeler ve yuvarlak şekilli mazgal delikleri Memluklu dönemi mimarisini yansıtmaktadır. Kale Osmanlı döneminde 1517’den sonra bir süre kışla olarak kullanılmıştır.

Kale içerisinde bulunan depolar, askeri koğuşlar, ahırlar ve sarnıç kalıntıları günümüze kadar gelebilmiştir. Kale 1960’lı yıllarda onarılmış ve çevresi park haline getirilmiştir.

 
Hemite Kalesi
 
İsmini Osmaniye-Kadirli yolunun 20 km.sindeki Hemite (Gökçedam) Köyü’nden alan kale yüksekliği 70 m. olan Gökçedağ yükseltinin üstüde yer alıyor. Ceyhan Nehri kenarında yer alan kale, verimli ovaya hakin bir noktada inşa edilmiş. Toprakkale, Tumlu, Bahçe Köyü Kalesi, Kastabala ve Yılan Kalelerini görebilecek konuma sahip. Bu nedenle Hemite Kalesi; Amunus Geçidi ve Kozan’dan Kadirli’ye giden stratejik kuzey-güney yolu ile Gökçedağ’ın yanından kuzeydoğuya Babaoğlan, Kum, Andırın, Geben ve Göksun’u bağlayan yolu da kontrol edebilen özel bir konuma sahip. Hemite Köyündeki eski yerleşimin üzerine yapılmış olmasından, bereketli ve güvenli olan Amuda’da her dönem yerleşimin olduğu anlaşıyor. Kilikya tarihinde önemli bir yere sahip olan “Amuda” 1146–1148 yıllarında II. Toros tarafından idari merkez olarak kullanılmıştır. Amuda Kalesinden 19. yy. seyyahları sıkça söz etmişler. 1212’de Wilbrond Von Oldenburg’un “balık ve hurmanın bol olduğu bir Pazar” olarak bahsettiği yer, bugünkü Hemite’dir. Hemite Kalesiyle ilgili, ilk bilimsel araştırma 1976’da Hellenkemper tarafından yapılmış ve yayınlanmış. Moloz taşla inşa edilmiş olan kalenin giriş yönü tam bilinmemekle birlikte kaleye çıkabilecek en uygun yer olarak doğu yönü görünüyor. Kesin yapılış tarihi bilinmemekle beraber dış surları içerisinde bugün mevcut olmayan ancak kaynaklardan öğrenildiği üzere Roma’dan kalma tiyatro, tapınak ve hamam bulunmamakta ve kalenin yaklaşık 600 m. güney doğusunda bulunan küçük gölün kenarında kayaya oyulmuş Hitit kabartmalarına benzer özellikteki kaya kabartmaları da kalenin önemini artırmaktadır.
 
Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi
 
Kadirli İlçesi, Kızyusuflu köyü sınırları içerisinde, 638 rakımlı, Karatepe’nin kuzeyindedir. Kadirli’nin güneydoğusunda olup ilçeye, 22 km, Osmaniye’ye 30 km, Adana’ya ise 130 km uzaklıktadır.
Karatepe Geç Hitit Çağında (M.Ö. 8 yy.) Adana Ovası Hükümdarı Asativatas tarafından, krallığını kuzeydeki vahşi kavimlere karşı korumak üzere, bir hudut kalesi olarak yaptırılmıştır. Kurucusundan dolayı Asativadaya adını alan bu yer M.Ö. 725-720 tarihlerinde Asur kralı 5 Salamonsor veya M.Ö. 680 yılında Asarhaddon tarafından ele geçirilmiş, yıkılıp yakılmıştır.
Yıkılan kale sur duvarlarının kalınlığı 2 ila 4 m genişliğinde, kalenin iç ve dış duvarları ise 4 ila 6 m yüksekliğindedir. Kuru, harçsız yapılan çift duvar arasındaki boşluk taş, moloz ve toprakla doldurulmuştur. Kalenin doğu-batı çapı 196 m, kuzey-güney çapı ise 376 metredir. Kale 18-20 m aralıklarla tespit edilebilen 28, tespit edilemeyen 6 olmak üzere 34 adet dikdörtgen burçlarla tahkim edilmiştir.
Tepenin zirvesinde, saray olduğu tahmin edilen iki tane yanmış bina harabesi ve zahire kuyuları mevcuttur. Kalenin biri güneybatısında, diğeri kuzeydoğusunda olmak üzere iki kapısı vardır.
Güneybatısındaki giriş kapısında kırık parçalarla ekli iki aslan heykeli vardır. Sağ ve sol yan odacıklarda esmer ve açık sarı, sert taneli bazalt taş bloklar üzerinde duvar kaplaması niteliğinde, o günün inanç ve yaşayışını sergileyen çeşitli figür rölyefleri (taş kabartmalar) ve aynı metin olmak üzere, karşılıklı Finike (çivi) ve Hitit hiyeroglif yazıları mevcuttur. Kapı içinde ise yaklaşık üç metre boyunda fırtına Tanrısının heykeli bulunmaktadır.
Kuzeydoğu kapısında insan başlı, aslan gövdeli, karşılıklı iki sfenks vardır. Sağ ve sol odacıklarda Güneş Tanrısı rölyefi ve diğer çeşitli rölyefler ile karşılıklı aynı metin olmak üzere, Finike (çivi) ve Hitit hiyeroglif yazıları mevcuttur.
Karatepe 1946 yılına kadar bilim aleminin meçhulü olan bir yerdi. Saimbeyli’den koyun otlatmaya gelen çobanlarca tesadüfen bulunmuş ve öğretmen Ekrem KUŞCU tarafından Adana Müzesi Müdürü Naci KUM’a bildirilmiştir.
1946 yılının ilkbaharında Alman arkeolog Bossert başkanlığında kazı çalışmalarına başlanır. Halen bu çalışmalar Halet ÇAMBEL tarafından yürütülmektedir. Yıkılan kale duvarlarının bir örneği doğu-batı istikametinde yeniden inşa edilmiştir.
Buradaki Finike (çivi) yazıları sayesinde, önceleri tam çözülememiş olan Hitit hiyerogliflerinin okunmasına imkan sağlayan bir anahtar ele geçmiştir. Dünya üzerindeki Hitit yazıları ilk defa burada okunmuştur. Bu yazılarının çözülmesiyle Anadolu’da M.Ö. 2000 yılına kadar giden hiyeroglif yazıların tamamı okunmuştur.
Karatepe-Aslantaş’daki eserler, mimari bir bütünün parçaları oldukları için yerlerinden sökülüp kapalı bir müzeye taşınmamıştır. “Açık Hava Müzesi” kurularak eserlerin burada sergilenmesi yoluna gidilmiştir.
Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi’nin bulunduğu yer, Anadolu’daki diğer ören yerlerinden çok farklıdır. Burası, Aslantaş Barajının yapılmasıyla üç tarafı baraj gölüyle çevrili olup baraj gölü ve Andırın Ovası’na hakim bir tepede bulunmaktadır. Müze, bir yarımada şeklindeki burun üzerinde ve etrafı ormanlarla kaplıdır.
Karatepe, Çukurova’yı Andırın-Göksun üzerinden İç Anadolu’ya bağlayan ve “Akyol” (Ağyol-Kocayol) diye anılan tarihi kervan yolunun üzerindedir. Bu yol ; Hititlerden önce, Hitit döneminde ve haçlı Seferleri sırasında kullanılmıştır. Yakın zamanlara kadar Yörüklerin göç yolu da olmuştur.
Yerli halk, aslan heykellerinden dolayı buraya “Aslantaş” demektedir. Fakat ülkemizin diğer yerlerinde de pek çok Aslantaş vardır. Diğerlerinden ayırt edilmesi için, örene en yakın topografik noktanın Karatepe olmasından dolayı buraya, Karatepe-Aslantaş denmesi daha uygun görülmüştür.
Ceyhan ırmağının doğu sahilindeki Domuztepe de Geç Hitit Çağına ait bir yerleşim alanıdır. Müzenin iki km kuzeyindeki Kum Kalesi Haçlılar tarafından yaptırılmıştır. Kale bugün baraj gölünün suları altında kalmıştır.

Buradaki yazılardan kısa bir örnek :
“Adanava kralı ben Asitivadas’ım. Güneş İlahı’nın adamı, Fırtına Tanrısı’nın kulu, Avarikos’un büyük yaptığı Adanava memleketini, doğusuna, batısına genişlettim. Komşu krallarla iyi geçindim. Karşı gelenleri ayağımın altına aldım, ezdim. Bolluk ettim. Açları doyurdum, huzur ve güveni sağladım. Silahlı erkeklerin gezemediği bu yerlerde genç ve güzel kadınların yalnız başlarına kirmen eğirerek huzur ve güven içinde gezmelerini sağladım. Kim, benim yaptığımın bu kaleyi ve kapıyı yıkar, bu nizamı bozarsa Tanrı belasını versin. Yalnız benim adım ölümsüzdür, güneş ve ay gibi”.

KARATEPE-ASLANTAŞ MİLLİ MARKI

Osmaniye’ ye 30 km mesafede, Kadirli ilçesinin 22 km. güney doğusundaki Aslantaş yöresinde, 1946 yılında başlatılan arkeolojik kazılar sonucunda, son Hitit (Eti) medeniyetine ait çeşitli eserlerin bulunması, bunların esas yerlerinin ve doğal çevreleri içinde onarılıp sergilenmesi amacıyla Türkiye’nin ilk Açık Hava Müzesi kurulmuştur. Tarihi, kültürel ve doğal değerleri içeren 7715 ha. lık bu alan 6831 sayılı Orman Yasasının 25. maddesi gereğince, 28.09.1958 tarih ve 6685-19 sayılı Bakanlık oluru ile Milli Park olarak ayrılmıştır.

Karatepe-Aslantaş Milli Parkı Akdeniz Bölgesinde, Osmaniye İl sınırları içinde, Kadirli ilçesi, Ceyhan nehri kıyısında yer almaktadır. Türkiye’nin önemli suları ve hidroelektrik amaçlı Aslantaş barajı, Milli Park içindedir.

Sınırları, Büyüklüğü ve Mülkiyet Durumu:

Kuzey Sınırı: Hillik deresi ile Hüseyinler mahallesinden gelen sırt yolunun birleştiği noktadan başlayarak, doğuya doğru Hillik deresini takiben Kırağı dereye, buradan Aslantaş baraj gölünün koy yaptığı yere varır. Buradan karşıya geçerek Kışla dereyi takiben kuzeye yönelir. Camız yatık sırtını atlayarak Kaplan derenin kolunu takip eder. Baraj gölünün Çığlı sırtı yakınındaki koya kavuşur. Koyu içine alacak şekilde kıyıyı takip eder. Çalamazı sırtının uzantısı buruna varır. Buradan yapay hatla doğu-batı yönünde keser ve Çerçioğlu mahallesi yakınındaki sırtın göl ile birleştiği yere varır.

Doğu Sınırı: Çerçioğlu mahallesi yakınındaki sırtı takiben doğuya doğru Hücre tepe, Çambayırı sırtından kıvrılarak sırtı takiben Güneybatıya doğru Yeşil dereye, buradan sırtı takiben Çevlik tepe, Taşkesilen sırtı ve Kaplan katı sınırı ile baraj gölüne iner. Baraj gölü kıyısını takip ederek Bent’e varır. Buradan Ceyhan nehrine kavuşur. Nehri güneye doğru takip ederek Kırali derenin Ceyhan nehrini kestiği yere varır.

Güney Sınırı: Ceyhan nehrinin Kırali dere ile birleştiği yerden Kırali dereyi doğu yönüne doğru takip ederek, Osmaniye-Karatepe yoluna varır.

Batı Sınırı: Kırali derenin Osmaniye-Karatepe yolunu kestiği yerden kuzeye doğru sırtı takiben Meydan köydeki Cintaşı tepeye, sırtı takiben Akyol ve Hüseyinler sırtına buradan Bocayücesi tepe ile Hillik deresinin sırtı kestiği noktaya varır.

Coğrafi Konumu: Milli Parkın kapladığı alan Greenwich başlangıç boylamına göre 36º10'00" - 36º19'10" doğu boylamları ile 37º12'57" - 37º18'49" kuzey enlemleri arasında yer almaktadır. Ceyhan nehri kenarında denizden yüksekliği 65 m. ile 538 m. (Karatepe) arasında değişir.

Karatepe-Aslantaş Milli Park mühendisliği, Doğu Akdeniz Bölge Müdürlüğü, adana Milli Parklar Başmühendisliğine bağlıdır. Karatepe-Aslantaş Milli Parkı, Osmaniye’ye 30 km. , Kadirli ilçesine 20 km. uzaklıktadır. Güneydoğusunda yer alan. Osmaniye ili ve Kadirli ilçesine asfalt yol ile bağlıdır. Hitit medeniyetine ait kalıntıların doğal yerlerinde sergilendiği Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Milli Park mühendisliği sınırları içinde yer alır. Akdeniz bölgesine gelen turistlerin büyük çoğunluğu, günübirlik olarak bu müzeyi gezmektedir. Ayrıca yörede çeşitli medeniyetlere ait kalıntılar vardır.

Milli Park, Torosların eteği ile Çukurova’nın düzlükleri arasında yer alan hafif engebeli alan üzerindedir. Milli Park içinde önemli olan tepeler şunlardır:

Karatepe 538 m.
Kalitepe 345 m.
İncirlitepe 377 m.
Karadağtepe 492 m.
Garzedetepe 479 m.
Gavurtaştepe 401 m.
Bocayücetepe 338 m.

Önemli sırtlar kuzeybatıda Bocayücesi tepeden doğuya uzanan Koruca sırtı, Sırnıç sırtı, Koruca tepeden doğuya uzanan Karatepe sırtı vardır. Belli Başlı Sular, Dereler ve Bunların Debileri: Ceyhan nehri, Akdeniz yöresinin olduğu gibi Türkiye’nin de belli başlı akarsularıdır. Ceyhan nehri Milli Parkın doğu sınırını boydan boya çevreler. nehir üzerinde yer alan Aslantaş baraj gölü Milli Park sınırları içinde olup, alanı iki parçaya ayırır. İşletme Şefliği içindeki tüm dereler Ceyhan nehrine akarlar. Bu bakımdan tüm alan baraj gölü su toplama havzasını oluştururlar. Belli başlı akarsular; Hillik deresi.

 
Karaçay Şelalesi (Saklı Şelale)
Şehir merkezine 4 km mesafede bulunan Karaçay 7 km uzunluğunda,çam ve çınar ormanlarının bulunduğu vadi içerisine uzanmıştır. Karaçay deresi dik yamaçlardan aşağıya inerken 30 m. lik yükseklikten aşağı dökülürken eşsiz güzellik ve manzara arz eden Karaçay Şelalesi buraya ayrı bir güzellik vermektedir.
Karaçay Şelalesine ulaşım belli bir mesafe arabayla gidildikten sonra, ancak patika yolla ulaşılabilen bakir bir doğa harikasıdır. Hafta içi veya hafta sonu her zaman piknik yapan insanların bulunduğu, Çukurova’ya has doğal bitkilerin yetiştiği bir mekan aynı zamanda günübirlik mesire ve trekking alanıdır. İhtiyaca cevap veren küçük çaplı lokantalar bulunmaktadır. Ulaşımı, minibüs ve taksilerle yapılmaktadır.
 
 
 
Şarlak Şelaleleri
 
Osmaniye ilinin Kadirli ilçesi ile Sumbas ilçesi sınırında bulunan Şarlak Şelalesi her iki ilçenin de önemli mesire yerlerinden biridir.

Şelalenin çevresi maki ormanları ve bahçelerle çevrilidir. Şelalenin suyu Balıklar Deresi’nden gelmektedir. Şelale önünde bir de doğal gölet bulunmaktadır.
 
 
 
Zorkun Yaylası
 
Osmaniye’nin güneydoğusunda, Nurdağı eteğinde bulunan bu yaylalar, Zorkun yaylası yolu üzerine kurulmuş olup, toplam 26 km asfalt yolla ulaşılır. Yolun l2. km’ sinde bulunan Ürün yaylasının ulaşımı kolaydır. Sayfiye yeri olarak da kullanılan Olukbaşı yaylasından Osmaniye’yi seyretmek mümkündür. 16. km’ de bulunan Olukbaşı yaylası, çok şirin, çam ağaçları arasında, tamamen ahşap yayla evleri ile kurulmuştur. Zorkun yaylası ise çok geniş bir tabana yayılmıştır. Çam ve ardıç ağaçları içerisine kurulmuş olan yaylada, ahşap yayla evlerinin yanında çok değişik mimari tarzda yapılmış villalar ve diğer evlere rastlamak mümkündür. Halkın yoğun olarak rağbet ettiği yaylada; bakkallar, kır kahve ve lokantaları, kasap, manav, fırın bulunmakta olup, yaz aylarında seyyar Sağlık Ocağı ile Jandarma Karakolu görev yapmaktadır. Yayla mevsiminde, Zorkun ve yakın yaylalarla birlikte bölgenin nüfusu 50.000 civarında olmaktadır.
Osmaniye merkezi ile Zorkun yaylası arasında belediye otobüsü, minibüs ve taksiler yolcu taşımacılığı yapmaktadır.
 
 
Haruniye Kaplıcası
 
Kaplıca, Ceyhan nehri kıyısında ağaçlarla kaplı bir alanda bulunmaktadır. Harika bir manzaraya sahip olan kaplıcada ruhsal yönden de sağlığınıza kavuşabilirsiniz. Kaplıca tesisi Aslantaş Barajı’nın rezervuarının sonunda, Berke Barajı aksının 2,5 km.’lik yatağında yer almasından dolayı manzarası yönünden güzelliğine güzellik katmaktadır. Kaplıca, hem tertemiz havası hem de doğal güzelliği ile sağlığınıza sağlık katacaktır.

Eskiden sadece yaz aylarında hizmet veren kaplıca artık dört mevsim hizmet vermektedir.

 Yeri : Haruniye Kaplıcası, Osmaniye ilinin, Düziçi ilçesinin 15 km kuzeyinde, Kuşçu köyü sınırları içinde Düdül Dağı eteklerinde yer almaktadır. Kaplıca alanı, Osmaniye il merkezine 57 km., Adana iline 143 km. uzaklıktadır. Kaplıca alanı denizden 620 metre yüksekliktedir.

Ulaşım : Haruniye Kaplıcası’na gitmek için eğer kara yolunu seçiyorsanız, önemli uluslararası yollardan olan Tem otoyolu ve D-400 karayolunun kesişim noktasında bulunma dolayı oldukça kolaylık sağlayacaktır. Eğer kaplıcaya gitmek için demir yolunu tercih ediyorsanız Osmaniye il merkezinden geçen demir yolunu kullanabilirsiniz. Eğer hava yolunu tercih ediyorsanız Adana ve Gaziantep havaalanlarına bir saat mesafededir.

 Suyun Özellikleri : Haruniye Kaplıcası’nın suyu

 Suyun Sıcaklığı :

32°C‘dir.

 Kimyasal özellikleri bakımından:

Kalsiyum, magnezyum, sülfür, sülfat, bikarbonatlı termal sular, aynı zamanda 4 mg/lt florür, 332 mg/lt karbondioksit içermekte olup radyoaktif özelliğe sahiptir.

 Suyun PH değeri : 6,0 -7,0

 Toplam Mineralizasyonu :

1150-1190 mg/lt arasında değişmektedir.

 Haruniye Kaplıcası’nın Faydaları

* Kaplıca suyu özellikle romatizma rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.

* Deri rahatsızlıklarında olumlu etkisi görülür.

* Sinirsel hastalıklar ile kadın hastalıklarında şifa sağlar.

* Beslenme bozukluğunda olumlu etkisi görülmektedir.

* Karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarında olumlu etkisi görülmektedir.

* Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalı olduğu görülmüştür

 
 
 
 
Yerfıstığı Üretimi
 

Azot bağlayarak toprağı,

Daneleri ve yağı ile insanları,

Sapları ve küspesi ile hayvanları besleyen.

Kabuğuyla da sanayi sektörüne hammadde sağlayan

Dört dörtlük bir tarım ürünüdür.

KULLANILDIĞI YERLER ve ÖZELLİKLERİ

Osmaniye Yerfıstığının yağı, yemeklik olarak katı ve sıvı halde kullanıldığı gibi; balık konserveciliğinde, bisküvi, pasta, şekerleme ve sabun yapımında da kullanılır.

Osmaniye Yerfıstığı yağı yüksek oranda oleik asit içermesi nedeniyle gerek fiziksel özellikleri ve gerekse besin değeri bakımından çeşitli bitkisel yağlar içinde zeytinyağına en yakın bitkisel yağ olarak tanımlanır.

OsmaniyeYerfıstığının tohumundan yağ elde edildikten sonra arta kalan kısım üstün bir protein kaynağıdır. Osmaniye Yerfıstığından sağlanan proteinin besin değeri yüksek olduğundan çeşitli çocuk mamalarının hazırlanmasında ve proteince yeterli olmayan gıda maddelerinin protein değerinin yükseltilmesinde kullanılır.

Osmaniye Yerfıstığı az miktarlarda da olsa çeşitli tatlı ve şekerlemelerin içinde veya üzerinde kullanılmaktadır.

OSMANİYE’DE YERFISTIĞI

Osmaniye’de her yıl 102.000 dekar alana yerfıstığı ekilmektedir. Dekara ortalama 340 Kğ. Ürün veren yerfıstığından yılda yaklaşık 35.000 ton ürün elde edilmektedir. Bu da 50 milyon TL’lik bir yerfıstığı pazarı oluşturmaktadır. Çevre illerde üretilen yer fıstığının da büyük bir kısmı ilimizde pazarlanmakta olup; toplam Türkiye üretiminin % 47’si, pazarlamanın ise % 85’i Osmaniye üzerinden yapılmaktadır.

Osmaniye’de irili ufaklı 350 adet işletmede yerfıstığı işlenerek pazara sunulmaktadır. Bu işletmelerden 41 adedi markalaşarak ambalajlı ürünler üretmekte, diğerleri kabuklu yada kabuksuz hammadde olarak yarı mamul ürün halinde yerfıstığı işlemekte ve pazarlamaktadır. Özellikle genç kızlar ve kadınlar için büyük bir istihdam alanı oluşturan yerfıstığı işletmelerinde yaklaşık 15.000 kişi çalışmaktadır.

175.000 metrekarelik alanda 107 fabrikanın kurulu olduğu Fıstıkçılar Sitesi’nde; Osmaniye’de yerfıstığı işleyen ve pazarlayan işyerleri bir arada çalışmaktadır.

Bu sektörde Osmaniye yerfıstığı üretiminden, işletmelerde çalışanlara kadar; geçimini sağlayan kişi sayısı ise 100 binin üzerindedir.

Bu haber 5416 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

81 İLİMİZ

Manisa'nın Neyi Meşhur?

Manisa'nın  Neyi Meşhur? Sard Antik Kenti ,Mesir Macunu ,Spil Dağı Milli Parkı ,Üzüm ve Tütün Üretimi ,Soma’nın Linyiti ,Ağlayan Kaya, Murad...

Van'ın Neyi Meşhur?

Van'ın Neyi Meşhur? Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü ,Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Web Sitemizi Beğendiniz mi?





Tüm Anketler

NAMAZ VAKTİ

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.© 2010 www.sifanur.com