Şifanur
Gülistan
Üç Mescid
ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ANKETLER ARŞİV İLETİŞİM PAYLAŞIM

BİR AYET - BİR HADİS

BİR AYET 

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.(Bakara Suresi - 284)

   BİR HADİS

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." (bk. Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

 
Rize'nin Neyi Meşhur?

Rize'nin Neyi Meşhur?

22 - Haziran - 2012, 19:12

Rize de ilk çay yetiştirme alanları sarp ve çalılık arazilere, yamaçlara kuruldu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde

Çay Bahçeleri
 
Uzakdoğu kökenli çay ile ilgili bilinen en eski bilgilere Çin kayıtlarında ulaşılıyor. Tarihsel süreç içerisinde kültürel etkileşimler, savaş ve göçler çayın geniş coğrafyalarda tanınmasını ve sevilerek içilmesini sağladı. Türkiye de çaydan vazgeçmeyen bir ülke.

ÇAY RİZE’Yİ SEVDİ

Rize’de ilk çay yetiştirme alanları sarp ve çalılık arazilere, yamaçlara kuruldu. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 19. yüzyılda, yoğun olarak da Sultan II. Abdülhamid döneminde çay tarımı ile ilgili girişimler oldu. 1924 yılında dönemin Rize milletvekillerinin girişimiyle Rize Vilayeti ile Borçka Kazası’nda; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun yasalaşarak çayın yolculuğu başlatıldı. Bu yasanın ardından 1930’lar çayın Rize’de daha etkin gelişip, yayılmaya başladığı yıllardı. Rusya’dan getirilen çay tohumları Rize’li üreticilere dağıtıldı ve 1938’de kurulan Çay Teşkilatı’nın zamanla üreticilerce tanınıp benimsenmesi ile çay tarımı Rize genelinde hızla yayılmaya başladı. 1940 ve 1950’li yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle çay yörede daha fazla ilgi görmeye başladı. Bu özelliği ile halen üretilen en organik tarım ürünlerinden biri olan çay, Rize’yi gerçekten sevdi.

RİZE DE ÇAYI SEVDİ

Mikroklima iklim özellikleri ile çayın kolaylıkla yetiştiği Rize’de üreticiler de çayı sevdi. Rize’nin zümrüt doğasına çay da yeşilin enfes tonlarıyla zenginlik kattı. Çayın Rize’ye kattığı bu zenginliğin ekonomik bir değer oluşu da çok önemliydi. Günden güne yayılıp, bahçeleri, yamaçları kaplayan çay bahçeleri bir yandan Rize insanının yaşam biçimini dönüştürürken, bir yandan da Türkiye’de yetişen nesillerin tüketim tercihinde önemli bir aktör haline geldi.

ULUSLARARASI MARKA OLMA YOLUNDA

Çayın yetiştiği topraklarda doğanın tüm yabani dokusu da büyüyüp, serpiliyor. Suni katkıların olmadığı toprak çayı olanca doğallığıyla besleyip, büyütüyor ve insana sunuyor. Rize çayı sahip olduğu bu özelliklerle uluslararası bir marka olma yolunda ilerliyor. Yetiştirilmesi, hazırlanması ve içimine değin süren köklü bir kültürün sahibi olan Türk çayının farkındalığı dünya piyasalarında giderek artıyor. Türk çayını kalite ve lezzet açısından dünya çayları arasında en üst noktaya taşıyan özellikleri arasında organik oluşu ve kendine has naturel aromasının etkisi büyük. Yetiştiği doğal ortamın iklim ve toprak dokusu özellikleri çayın zengin ve kendine has aromasını oluşturuyor. Sahip olduğu enfes koku ve içimindeki keyif Rize çayının kendi öz zenginliğinden kaynaklanıyor. Diğer bir ifadeyle, Rize çayının suni aroma ve katkılara hiç ihtiyacı yok. Rize çayının uluslararası marka bilinirliği de ürünün eşsizliğine paralel olarak yükseliyor.

EN SICAK İÇECEK

Çay, tüm dünya kültürlerinde tüketilir. İnsanları birbirine yakınlaştıran dost meclislerinin vazgeçilmez içeceği oluşundan esinlenilerek Çay Partisi adında siyasi partiler bile kuruldu. Elbette çayın Türkiye’ye mahsus bir içimi ve ritüeli var. İnce belli cam bardağın dudakla buluştuğu kısım kalın ve geniştir. Bu form bir taraftan çayın sıcaklığını korurken, geniş ve kalın camlı kısım çayın içilen miktarının sıcaklığını azaltarak kolay içilmesini sağlar. Kahvaltılarda genellikle açık içilen çay, simit ve peynirle birlikte muhteşem üçlüyü oluşturur. Misafirliklerde, iş ziyaretlerindeki ilk ikram ve zengin, fakir herkesin sevgilisidir çay.
 


BAHÇEDEN PAKETE

Rize’de çay bahçelerinde genellikle Karadeniz’in çalışkan kadınları toplar çay yapraklarını. Eskiden elle toplanan yapraklar günümüzde kestiği yaprakları bağlı olduğu torbaya aktaran makaslarla yapılıyor. Toplanan yaprakların naklini yine Rize insanının keskin zekâsı çözmüş. Engebeli bahçelerden mini teleferiklerle merkezi alanlara aktarılan çay yaprakları bu alanlardan alım yerlerine götürülüyor. Hasadını teslim eden üretici, belgesini alıp evinin yolunu tutarken, çay yaprakları da fabrikalara işlenmek
üzere götürülüyor.

İYİ BİR ÇAY İÇİN

Güzel demlenmiş lezzetli bir çay elde etmek için doğru demleme yapmak şart. Rize’deki çay uzmanları, iyi çay demleyebilmek için suyun mümkünse önce başka bir kapta kaynatılıp çaydanlığa aktarılmasını salık veriyorlar. Demliğe sıcak suyun konulmasının ardından, çayın eklenip karıştırılmadan 15 dakika kadar demlenmesini beklemenin; güzel dem tutması için vazgeçilmez bir şart olduğu anlatılıyor.

ÇAYIN BİRKAÇ YARARI

Vücuttaki zararlı maddeleri yok ederek toksinlerin atılmasını sağlar.
Mide ve sindirim sorunlarında dengeleyici etkiye sahiptir.
İdrar yollarını çalıştırır. Yapısında bulunan teobromin ve teofilin maddeleri idrar sökücü olarak ilaç endüstrisinde kullanılır.
İnsan metabolizmasının mineral madde dengesinin sağlanmasında son derece etkilidir

Mücevherlerle Taçlanan ÇAY

Kendisi de Rizeli olan, Rize çayına ve kültürüne gönül veren işadamı ve bürokrat Hasan Kemal Yardımcı çay ve çay kültürüne de meraklı bir koleksiyoner. Eşi Emel Hanım ile birlikte uzun yıllar boyunca ve büyük bir emekle oluşturdukları koleksiyonda Osmanlı Türk, Rus, İngiliz, Avrupa ve İran çay objeleri bulunuyor. Kemal Yardımcı ile Rize çayı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

ÇAY RİZE’NİN HER ŞEYİ

Rize’nin çay öncesi ve sonrası durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Çay öncesinde Rize daha gurbetçi, daha çok göç veren bir yerdi. Rize insanı kazancını uzaklarda arardı. Denize daha dönük, Rusya’ya çalışmaya giden, memuriyeti seçen, gemi yapımına ağırlık veren, inşaat sektörüne işgücü sağlayan bir yapı vardı. Çayla birlikte Rize daha içine döndü ve adeta çayla birlikte kaderi değişti. Yerleşik hayat güçlendi ve arttı. Çay Rize’nin her şeyi oldu ve Rize’ye beraberinde bir kültür kazandırdı.

Çay neden Rize’de?

Aslında sadece Rize’de değil. Rize etrafında da, örneğin Artvin’e doğru da çay yetişir. Tirebolu’da çay fabrikası vardır. Ancak yetişme zamanı, miktar ve kalite toplamları alındığında Rize çay için en uygun coğrafyayı oluşturur.

Rize çayını kaliteli kılan sebepler neler?

Rize çayını diğer dünya çaylarından ayıran en büyük faktör organik olmasıdır. Rize çayında doğal olmayan hiçbir ek bulunmaz. Yapay tatlandırıcılar, çağın doğal tadını ve rengini değiştiren aromalar yoktur Rize çayında. Sadece Rize’nin eşsiz doğasının çaya kattığı, çayın kendi öz tadını yakalarsınız içtiğinizde.

Rize çayı yeterince biliniyor mu?

Ülkemizde biliniyor fakat Rize çayı dünya ölçeğinde tanınıp, bilinmesi gereken bir değerimiz. Dünya çay talebini karşılayan büyük plantasyonlarda üretilen çayların büyük çoğunluğu konvansiyonel tarım teknikleriyle, yoğun gübreleme ile üretiliyor. Parazit ve haşere ile mücadelede çok fazla ilaçlama söz konusu. Bu sadece yetiştirme aşaması işin. İşleme sürecinde eklenen doğal olmayan unsurları da göz önünde bulundurduğunuzda, Rize çayının saflığıyla sahip olduğu değer kendiliğinden ortaya çıkıyor. Bu değerimizin uluslararası piyasalarda bilinip, talep görmesi için devlet ve özel sektör başta olmak üzere tüm kurumlara görev düşüyor.

Çay adına neler amaçlıyorsunuz?

Çay artık özelde Rize’ye, genelde ise tüm Türkiye’ye malolmuş milli bir değerimiz. Beraberinde önemli bir kültür barındırıyor. Çaya ve çay kültürüne hizmet etmenin Rize ve ülkemiz adına önemine içtenlikle inanıyorum. Mevcut koleksiyonumuzla bir çay müzesi oluşturmanın Rize çayının algısını son derece olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyorum.

INFO

Emel-Hasan Kemal Yardımcı Koleksiyonu’nda bulunan çay kültürü ile ilgili objeler ülkemizde bir çay müzesi oluşturulmasını sağlayacak kadar nitelikli ve özgün eserlerden oluşuyor.
 
 
 
Kaçkar Dağları

Kaçkarlar'da bir dağ köyü Kaçkar Dağları Türkiye'nin kuzeyinde Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan bir dağ sırası. Doğudaki birçok zirvesi 3000 m üzerindeyken batı kesimi 2000 m yüksekliğe kadar ulaşır. En yüksek noktası olan Kaçkar Dağı hemen hemen Gürcistan sınırı olup yaklaşık 4000 m yüksekliktedir.

Coğrafya ve bitki örtüsü
En yüksek zirve Kaçkar Dağı'nın kuzeyden görünümüKaçkar Dağları sadece çok ince bir sahil hattının hemen arkasında Karadeniz'in güney sahilindedir. Dik olan kuzey örtüsü sık ve bol yağış alması sebebiyle sık ormanlıdır. Başlıca olarak fındık çay tütün ve zeytin
yeni yeni olarak da kiraz ve narenciye burada yetiştirilir. Doğudaki alçak bölgelerinde de Türkiye'nin pirinç  üretim merkezleri bulunur. Çok dik zemine sahip ya da zemin emniyeti olmadığından herhangi yetiştiriciliğe uygun olmayan alanlarda kısmen yoğun bir şekilde ormangülü örtüsü hakimdir. Yüksek bölgeler mera olarak da kullanılır. Ormanlar en başta göknar kayın ya da karışık orman olarak şekillenmiştir. Orman sınır 2000 m ile 2300 m arasında bulunur.

Güney'e Anadolu'ya doğru düşük yağış miktarı nedeniyle orman alanı yoktur. Burada çok seyrek yerleşimi olan ve step karakterli bir tabiat hakimdir. Sadece nehir boylarında ve nehir çanakları tabiatında söğütler ve kavaklar gelişmiştir. Seyrek olarak ve tek tek meşe ve karaçam mevcuttur. Bütün bölgede çok seyrek yerleşim olduğundan flora ve fauna çok çeşitlilik gösterir.

Türkiye'nin sınırları içinde akan en uzun nehri Kızılırmak gibi nehirler Kaçkar Dağları'nın derin yarıklarından aşarak Karadeniz'e dökülür. Bu nehirlerin denize açıldığı yerlerde Sinop Samsun Trabzon veya Rize gibi yerleşim yerleri bulunur

Kaçkar Dağı Kuzey Anadolu Dağları'nın (Doğu Karadeniz Bölümü Rize'nin 60 km güneydoğusunda) 3.937 m yükseklğindeki en yüksek doruğu.

Dağın kuzey yamaçlarından inen akarsular birleşerek Ardeşen ve Pazar arasında Büyükdere adıyla Karadeniz'e dökülür. Güneyde ise kısa derelerin yardığı yamaçlar Çoruh Vadisi üzerine dik olarak iner. Dağların kretase şist ve kireçtaşından oluşmuş volkanik ara tabakalı katmanları ortasında granit-diyazit billurlu kayaçları yer alır. 2.000 m'ye kadar olan kesimlerinde ladin ve göknar ormanları daha yükseklerde dağ otlakları ve en yüksek kesimde ise kuzeye doğru bir dil halinde uzanan küçük buzullar vardır.

 
Rakım: 2400 m
Ev: 70-80
Yaşam Ünitesi:2 Kahve, 1 Bakkal
Çamlıhemşin'e Bağlı

Palovit Yaylası, Trovit Yaylası’nı geçtikten sonraki aşıttan aşağıya doğru inilerek ulaşılan bir yayladır. Çamlıhemşin’e 4 saatlik araba yolu uzaklığında bulunan Palovit Yaylası’nın hemen karşısında da Meleskur Yaylası bulunmaktadır.

Arabayla ulaşım şu an için tek bir yol üzerinden mümkündür. Bu yol Elevit yaylası üzerinden olup, Pazar’dan itibaren yaklaşık 4 ile 5 saat sürmektedir. Yılın 7-8 ayı (Ekim ve Mayıs arası) mevcut yol Horon Geçiti'den dolayı çığ veya kardan dolayı kapalıdır. Toplu taşıma Pazar ilçesinden günlük kalkan minibüsler vasıtasıyla yapılmaktadır. Özel arabası olanlar ise Çamlıhemşin ilçesine ulaştıktan sonra Hemşin yaylaları (Çat) tarafı yoluna girmelidir. Daha sonra sırasıyla Çinçiva, Zilkale, Elevit ve Trovit yaylası geçip, Trovit boğazını aştıktan sonra Palovit’e ulaşılır.

Palovit’e bağlanacak diğer üç adet başka araba yolu hattından Palovit deresi yolu doğal haline bırakılması kararı alınmıştır. Diğer iki yolun yapım çalışmaları ara ara devam etmektedir. Bunlar sırasıyla Hazindağ-Amlakit, ve Samistal yoludur. Bu yollarin birleştirilmesi de muhtemeldir. Şu an hiçbiri açık değildir, fakat bittiklerinde şu anki yola nazaran 1 ile 2 saat arası zaman tasarufu olması bekleniyor. Bununla birlikte, bu yollar sayesinde yaylada kalabilme süresinin 1 ile 2 ay arası artması beklenmektedir.

Bu iki yayla Apivanak Yaylası’ndan gelen dereyle birbirinden ayrılmaktadır. Palovit Yaylası, Samistal’a ulaşılan patika yolu tarafındadır. Aşıt’ın hemen karşısındaki yayladır. Palovit Yaylası Çamlıhemşin sınırlarında olmasına rağmen arka Hemşin tabir edilen Hemşin ilçesinin kullandığı bir yayladır.

Palovit ve Meleskur yaylaları günümüzde de hayvancılık faaliyetlerinin yürütülmesi itibariyle “yayla” sıfatını koruyan ve geçiş noktası olması itibariyle önemli yaylalardır. Palovit ve Meleskur yaylalarındaki mimari yapı geleneksel taş işçiliğinden örnekler taşısa da, eski özelliğini yavaş yavaş yitirmektedir. Bunda bu iki yaylaya çıkarılan araba yolunun etkisi büyük olmuştur. Palovit yaylası, Çayeli’ne bağlı Çilingir, Arsavos, Sefalı köyleri ve Hemşin’e bağlı Çaneva ve Ortaköy köyleri tarafından kullanmaktadır.
 
 
 
Rize Bezi(Feretiko)
Görüntüler İyidere Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Rize Bezi ve Konfeksiyon Atölyelerinde çekilmiştir.
 
Kültür, insanoğlunun el becerisi ile zekâsının yaratıcı gücü arasındaki diyalogudur. Rize bezi de Rize de yaşayan kültürün dış yansımasıdır. Özgün dokuma tezgahı yöreye has, yörenin kültürünü ince bir üslûpla yansıtan desenleri, insanların günlük hayattaki ihtiyaçlarını karşılaması ile Rize yöresinin meydana getirdiği kültürel–ekonomik bir faaliyettir. Rize bezi kültürel bir ürün olmanın yanı sıra ekonomik değeri olan bir üründür.

Kendir Üretimi

Çay öncesi iklimin uygun olmasının sonucu kenevir ekiminin Rize de geniş alanlarda yapıldığını görmekteyiz. Kenevirden yapılan kendir ipi üretimi de yaygın, Rize bezi ya da ilin adıyla anılan Rize Bezi çay öncesi Rize ekonomisine katkı sağlayan geleneksel bir ürün olmuştur.

Kendir, yurdumuzun bir çok bölgelerinde yetişen sınai bir bitkidir. Elyafı dışında, tohumundan da yağ üretimi yolu ile faydalanır. Genellikle kendir elyafından halat, ip, sicim üretilir; iklimi sayesinde ise Rize de yetişeninden elde edilen liflerden gayet ince iplik bükülebilmekte ve bununla da gayet ince, nefis bezler dokunabilmektedir.
 
Rize ikliminin az güneşli ve çok yağmurlu oluşu, liflerin sertleşmesine engel olmaktadır. Kastamonu'dakinin halat yapımına, Rize'dekinin ince iplik ve bez dokumasına yararlı oluşu, bundan doğmaktadır.

Rize ırmak ve dere sularında fazla oranda ozonun varlığı, kasarlamada bezlerin beyazlatılmasında önemli rol oynamaktadır. Bazen beyazlatma, deniz suyunda varolan klor sayesinde sahilde de yapılmaktaydı. Rize suları kireç tenörü ölçeği 4 dereceden düşük olduğundan bu nitelik de üretiminden önemli rol oynamaktadır.
 
Tarihte Rize Bezi

Birinci Cihan harbinden önce, Rizede, geniş ölçüde 200 ton çevresinde Rize bezi dokunurdu. o günlerin şartlarına göre uluslararası önem taşıyan bir üretim dalıydı.

Kendir elyafından dokunan bu bez, Arap ülkelerinin rağbet ettiği bir iç giyim bezi idi. Rizeli bir çok aile feritiko ticaretini kendine iş edinmişti. Eski dönemde Rizeli kadınların el emeğiyle gerçekleştirdikleri bu sanat Rize ekonomisine küçük çapta da olsa katkıda bulunuyordu. Kadınlar tarafından tarlalrın özellikle sulanabilir kısmında ekilip yetiştirilen kendirin lifleri çok yumuşaktır. Bu lifler önce suya batırılarak yumuşatılır, sonra elde eğirilerek ince iplik haline getirilir. Saha sonra da o dönemde İngiltere'den ithal edilen Water cinsi pamuk ipliği ile el tezgahlarında dokunarak bez haline getirilirdi. Ham kendirin rengini ağartmak için, deniz kenarındaki çakıllar üzerine serilen bu bezler sık sık deniz suyuyla ıslatılarak güneşte kasarlanmaya tabi tutulurdu. Bu bez ince, aynı zamanda dayanıklı ve sağlamdı. bundan yapılan iç çamaşırı, vücudun terini emip tezden kurutalabildiği için için Arap ülkelerinde varlıklı kişilerin, şeyhlerin aradığı bir meta olurdu.
1960'lı yıllarda, çayın Rize'ye gelmesinden önce Rize'de hemen her evde bir feretiko tezgahı bulunuyordu. Bugün Rize'de çay ekili olan alanlar bu tarih öncesinde iplik elde etmekte kullanılan kendirle kaplı idi. Kendir bitkisinden ip çıkarma işleminin oldukça zor ve zahmetli olduğunu söyler yaşlılar... Şöyle ki Nisan ayının ortalarına doğru mısır ekimiyle birlikte humuslu toprağa ekilen kenevir tohumları Ağustos ortalarına doğru bir buçuk-iki metreye ulaşınca hasat edilir. Hasat edilen kendir ağaçları birkaç gün kabuklarının gevşeyip soyulmaya müsait hale gelmesi için yağmura bırakılır. Rize'nin nemli ve yağışlı iklimi keneviri istenilen hale getirmeye müsaittir. Güneşte ağarıp yağmurda gevşeyen çubuklar soyulduktan sonra her köyde bir yada iki tane bulunan tokmaklarda dövülür. Sonra taraktan geçirilip ip halini alır. İp haline getirilen kendir liflerinin sarılması için çıkrık kullanılır. İplerin yumaklanmasıyla çözgüler hazırlanıp hazırlanan çözgülerle feretikonun özel tezgahında dokunup bez haline getirilir. Oluşturulan bu beze feretiko denir. Kumaş, kalitesi, sağlıklı olması ve zarafetiyle gerek giyim alanında, gerekse üzerine işleme yapılmak suretiyle kullanıla gelmektedir.
Geleneksel Rize el dokumacılığının temelini teşkil eden feretikonun yöreye hakim olmuş olan İskitler (M.Ö.VIII.YY-M.Ö.IV.YY) tarafından Rize yöresi insanına kazandırıldığı düşünülmektedir. Nitekim iskitlerin yaşam tarzını anlatan Heredot'un kitabında iskitlerden bahsederken bu milletin kendirle alakalarından bahsetmiştir. Rize bölgesinde halen kalıntıları bulunan İskitlerin kendir dokumacılığını bölge insanına miras bırakması durumu önemli bir ihtimaldir.

Erkeği gurbette bulunan kadın, talasından ihtiyacına göre elde ettiği kendir elyafından, kışın boş ve uzun günleri içinde, ancak 3 kilo kadar ipliği tükürükle bükebilirdi. 200 ton portesinde olan dokumadan halkın ihtiyacı dışında kalanı Arap memleketlerine, sıcak iklimli diyarlara ihraç edilirdi. iç çamaşır dokumasına çok elverişli olan iplikten üretilen bez ise pamukluya oranla dayanıklı, teri emme hassası yönünden ise çok sıhhidir.

Çay üretimi başalayalı, kadınlar iplik bükmeye vakit bulamadıklarından, 1960'larda üretim 15.000 tona (yaklaşık 10-15 tona) düşmüştür. 2000'li yılların başındaysa ekonomik sayılacak bir üretim yoktur.
Feretiko bezi ketene göre çok ince aynı zamanda dört kat daha dayanıklıdır. Zira pamuklu kumaşların 6 aylık ömürlerine karşın feretiko'nun ömrü iki yıldır. Feretiko geleneksel Türk el sanatlarından hesap işi, kanaviçe vs.de kullanılmak üzere bu sanatların uzmanları tarafından tavsiye edilen bir üründür. Bütün Feretiko mamulü ürünlerin mutlaka ılık sabunlu suda yıkanması tavsiye edilir.
Feretiko bezi ketene göre çok ince aynı zamanda dört kat daha dayanıklıdır. Zira pamuklu kumaşların 6 aylık ömürlerine karşın feretiko'nun ömrü iki yıldır. Feretiko geleneksel Türk el sanatlarından hesap işi, kanaviçe vs.de kullanılmak üzere bu sanatların uzmanları tarafından tavsiye edilen bir üründür. Bütün Feretiko mamulü ürünlerin mutlaka ılık sabunlu suda yıkanması tavsiye edilir.
 
Rize Bezi’nin (Feretiko) Özellikleri

Piyasada Rize Bezi (Feretiko) ile alakası olmayıp Rize bezi adı ile satılan birçok şeklen benzer ürün bulunmaktadır. Öyle ki Rize bezi adı ile satılan ürünlerin gerçek Rize bezlerinden kat kat daha fazla piyasada satıldığını söyleyebiliriz. Rize Bezi’ni benzer ürünlerden ayırmak için ürünü aşağıdaki özellikler ışığında incelemek ürünün Rize Bezi olup olmadığını anlamada size yardımcı olacaktır. Ama siz gene fırsat bulabilirseniz çoğunlukla yol üzerlerinde olan, dokuma tezgahlarının yer aldığı devamlı üretimi yapıldığı atölyelerden alışveriş yapın deriz.

• Dokunduğunda bej rengindedir. Yıkandıkça beyazlanır.

• İpeksi görünüşte olmasına rağmen sert bir kumaştır.

• Feretiko bezi ketene nispeten ince ve dört kat daha sağlamdır.

• Feretiko bezinin ham maddesi olan kendir lifleri nedeniyle kokusu kurutulmuş ot gibidir. Bu koku bezin hiçbir kimyasal süreçten geçmediğinin kanıtıdır.

• Hiçbir kimyasal işleme tabi tutulmamıştır. Tamamen doğaldır.

• Feretiko’nun ham maddesi kendir lifi olması dolayısıyla üstünde hafif yünleşme olmaz.

• Kumaşta ara ara kendir lifinin özelliği dolayısı ile renk koyulaşmasına rastlanılabilir.

• Piyasada Feretiko adı ile satışa sunulan, ucuz malzeme ile üretilen kumaşların kalitesi tartışılır.Bu kumaşların özellikle giyimde kullanılması zor ve zahmetli olup bu kumaşlarda orijinal Feretiko sağlamlığı aramak yersizdir.

• Feretiko bezinden mamul desenli masa örtülerini benzer ve fabrikasyon ürünlerden ayırmak için yukardaki özelliklerin dışında, ürünün üzerinde ajur olup olmadığına ve desenlerin örümlü olup olmadığına bakmak gerekir. Ajurların ve örümlülerin fabrikasyon olması mümkün değildir.

• El dokuması Feretiko bezleri fabrikasyon ve benzer ürünlere göre daha sık dokunmuştur.

 
Rize Bezi’nin (Feretiko) Özellikleri

Piyasada Rize Bezi (Feretiko) ile alakası olmayıp Rize bezi adı ile satılan birçok şeklen benzer ürün bulunmaktadır. Öyle ki Rize bezi adı ile satılan ürünlerin gerçek Rize bezlerinden kat kat daha fazla piyasada satıldığını söyleyebiliriz. Rize Bezi’ni benzer ürünlerden ayırmak için ürünü aşağıdaki özellikler ışığında incelemek ürünün Rize Bezi olup olmadığını anlamada size yardımcı olacaktır. Ama siz gene fırsat bulabilirseniz çoğunlukla yol üzerlerinde olan, dokuma tezgahlarının yer aldığı devamlı üretimi yapıldığı atölyelerden alışveriş yapın deriz.

• Dokunduğunda bej rengindedir. Yıkandıkça beyazlanır.

• İpeksi görünüşte olmasına rağmen sert bir kumaştır.

• Feretiko bezi ketene nispeten ince ve dört kat daha sağlamdır.

• Feretiko bezinin ham maddesi olan kendir lifleri nedeniyle kokusu kurutulmuş ot gibidir. Bu koku bezin hiçbir kimyasal süreçten geçmediğinin kanıtıdır.

• Hiçbir kimyasal işleme tabi tutulmamıştır. Tamamen doğaldır.
• Feretiko’nun ham maddesi kendir lifi olması dolayısıyla üstünde hafif yünleşme olmaz.

• Kumaşta ara ara kendir lifinin özelliği dolayısı ile renk koyulaşmasına rastlanılabilir.

• Piyasada Feretiko adı ile satışa sunulan, ucuz malzeme ile üretilen kumaşların kalitesi tartışılır.Bu kumaşların özellikle giyimde kullanılması zor ve zahmetli olup bu kumaşlarda orijinal Feretiko sağlamlığı aramak yersizdir.

• Feretiko bezinden mamul desenli masa örtülerini benzer ve fabrikasyon ürünlerden ayırmak için yukardaki özelliklerin dışında, ürünün üzerinde ajur olup olmadığına ve desenlerin örümlü olup olmadığına bakmak gerekir. Ajurların ve örümlülerin fabrikasyon olması mümkün değildir.

• El dokuması Feretiko bezleri fabrikasyon ve benzer ürünlere göre daha sık dokunmuştur.

 
Neler Yapılmalı?

Rizede (Sağ) denilen dere kenarları düzlükleri ve önemli arazi parçasını kapsayan bu alanlar dışında ikizdere, Kaptanpaşa, Pazar ve Çamlıhemşinlerde de Kendir geniş ölçüde yetiştirilebilir. Buralarda bu işe kolaylıkla 50.000 dekar alan tahsis edilebilir.

Ayrıca Kastamonu'da olduğu gibi ham kendir yolu ile tarlasından halk dönüm başına 800-1000 lira sağlayacaktır. Kışın bölgede yıllar sonra oluşturulmakta olan el tezgahlarında 6 ay bez dokunacak, boş günler kıymetlendirilmiş olacaktır. Bu yoldan sağlanacak olan 150-200 milyon lira, çay dışı bölge halkını kalkınıracağı gibi çay üretimi konusunu da dolaylı olarak düzene sokacaktır. İl çapında dahi süre gelmekte olan sosyal ve ekonomik dengesizlik de ortadan kalkmış olacak, İkizderelinin, Hemşinlilerin de yüzü gülmüş olacaktır.

Bilindiği gibi İsviçre köylüsü, kışın boş günlerini saat montajı yolu ile kıymetlendirebilmektedir.

Başlangıçta, halkı ekime teşvik için alıcısının garantilenmesi, yani devlet tarafından yürütülmesi gerekmektedir. Bölgede ilk önce bir fabrika kurulması ile başlanmalı, zamanla beşe kadar çeşitli bölgelerde kurulmalıdır.
Günümüzde, naylon ve benzeri sun'i iplik üretimi yanında keten endüstirisinin geleceği ne olabilir diye bir problem ortaya atılabilir. Mesela, ipek sanayiinde olduğu gibi gerileme durumu olabilir mi?...

Rize'de yetişen kendir ipliği iklim şartları ile ketenden farksız yetişmektedir. Dönümde verim ise (boyu 3-4 metreyi bulduğundan) Kastamonunkinden çok fazladır. Çoğu hallerde sun'i iplik ketenin, kendirin, Rize bezinin yerini tutmamaktadır. Naylondan yapılan halatta kendirdeki elastikiyet bulunmadığından, üretimi durmuştur. İyi fabrikasyonla, keten ithalini durduracak ve döviz sağlayacaktır. Kendirden elde edilecek ipliklerin kalını ile dokunacak kumaşlarla askeri elbize yapmak mümkün olacak, pamuktan yapılanı 6 ay dayandığı halde kendirininkinin ömrü en aşağı 2 seneyi bulacaktur. 1960'larda, Türkiye'deki bütün kız sanat enstütüleri, Rize'den, el işlemeleri için kumaş istedikleri halde 1/50 si dahi karşılayamamaktaydı. Geniş ölçüde ürettikleri jutun yanısıra kurdukları kendir ve keten sanayii üretimi ile Hindistan ve Pakistan, uluslar arası piyasada önemli yer tutmaktadırlar. Sonuç, üretilecek 1000-2000 ton kendir ve mamulleri, ihraç edilmezse dahi, ancak memleket ihtiyacının bir kısmını karşılayacak ölçüde olacaktır.
Memleketimizin iç bünyesine inildikçe daha nice imkanların bulunacağına inanmaktayız. Demokratik rejim, anayasımız da bu yolu sağlık vermektedir.

Rize'de, çay sanayiinin yanında kendir sanayiinin gelişmesi sonucu doğacak kalkınmanın yanısıra ağaç sanayii, meyvecilik, balıkçılık gibi ikinci derece imkan ve üretimler çoğalacak, hayvancılık daha da gelişecek, bu nüve Doğu Karadenizde ferahlık yaratacak, zamanla daha da genişleyecek, etrafa yayılacaktır.
Neden Rize Bezi?

Şıklığı ,ter emme özelliği , dokumasının ince ve yumuşak yapıda olması, doğal klima özelliği ile sağlık için son derece elverişli olması “ Rize Bezi “ nin öne çıkan özellikleridir. Bu özelliklere sahip "Rize Bezi" yaygın bir kullanıma sahiptir. Sağlık için faydaları ön planda olan Rize Bezi önceleri daha çok iç çamaşırı olarak kullanılmıştır. Bir rivayete göre imparatorluk döneminde bazı padişahların iç giysi olarak Rize Bezi kullandığı söylenir. Rize Bezi bunun yanında gömlek, zarif elbise olarak ta kendine pazar bulmuştur. Yaygın olarak evlerde süs örtüsü olarak kullanılmıştır. Genç kızların çeyizlerinde olmazsa olmazlardan olmuştur. Masa örtüsü, sehpa takımı, mutfak takımı v.b. şekillerde evlerde müstesna yerini bulmuştur.

Neler yapılıyor?

Rize Bezi bugün gerek Rize Valiliği gerekse özel sektörün desteğiyle hayat yolculuğuna devam ederken, ilk hedef olarak İyidere ilçesinde Rize Bezi üretimini artık Halk Eğitim kurslarından çıkarıp halkın geçim kaynağı yapma hedeflenmiştir. İlk aşamada 100 kişi /aile adeti konfeksiyonla geleneksel özelliklerini koruyup, el emeğini, göz nurunu, ilmik ilmik işleyip, kadınların ev ekonomisine katkı sağlayacak bir yapı oluşturması hedeflenmiş ve bu doğrultuda bir gönül adamı olan İyidere Kaymakamı Bülent Uygur'un yakın ilgisi ve yoğun takibi ile İyidere Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Rize Bezi ve Konfeksiyon Atölyeleri üretime açılmıştır.
 Talebi fazla olan ürün serbest piyasa şartlarında arzının artması gerekir. Gerek dünyanın her yerinde yaşayan Rizelilerin gerekse ülke içinde örgütlü olan Rizelilerin üretilecek bezlere Pazar bulmasında sıkıntı yaşamayacağının garantileri olarak görünmesiyle birlikte, çay ve Rize Bezinin bir arada buluştukları, hediyelik çay paketi olarak dahi pazarlama teknikleri kullanılarak gerekse reklam ve marka olarak yapılacak girişimlerle pazarlamada sıkıntı yaşamayacağımızı tahmin edilmekte.
 
İyidere ilçesi Rize Valiliğince Rize bezin de pilot ilçe seçilmiştir. Sayın Vali Kasım Esen Beyefendinin talimatlarıyla İyidere Kaymakamı Sayın Bülent Uygur başkanlığıda bir komisyon kurulmuştu. Komisyonun temel misyonu, Geleneksel özelliklerini koruyarak, Rize Bezi üretimini yaygınlaştırmak ve istihdam yaratmaktı. Bunda bir yerlere gelindiğini biz gördük.

Şimdi beklentimiz; İlçe olarak üstlenilen bu görevin İlçe Belediye Başkanı Sayın Ahmet Mete ve yine İlçedeki ve Rize dışındaki İyidereli işadamlarının destekleriyle kısa dönemde 100 yeni tezgah 100 aileye iş/ aş imkanı sağlanması, uzun dönemde kurumsallaşmasını tamamlamış, pazarı oluşmuş sağlam ekonomik kaynağı olan her şeyden önce markalaşmış bir kurumsal yapıyla 250 tezgah oluşturmak ve bunun diğer ilçeler için de örnek oluşturulmasıdır.

İyidere - Pilot Bölge
Evlerin bodrumlarında terkedilmişliği yaşayan Rize bezi tezgahlarına yeniden hayat vermek, geleneksel özelliklerini koruyarak ekonomik bir değer haline getirmek, 4 -5 aylık çay sezonu dışında yöre insanına iş istihdamı sağlamak, Rize ye çayın dışında alternatif bir tanıtım malzemesi oluşturmak, Halk Eğitimi kurslarında eğitim alan yüzlerce kursiyere iş imkanı olacak olan Rize Bezi, deniz dağ arasında dar bir bölgeye sıkışmış olan yöre insanı için en büyük istihdam kapısı olacaktır.
 
 
Sahte Rize Bezi Uyarısı

Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından, 2007’nin Aralık ayı içerisinde tescillenen ‘Rize Bezi’nin (Feretiko) sahtecilik tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı.


Piyasada, ‘Şile Bezi ve ürünlerinin’ ‘Feretiko’ adı altında satışa sunduğuna dikkat çeken Rize Ticaret ve Sanayi Odası (RTSO) Genel Sekreteri Gafur Karali, asıl Rize bezi'nin geçmiş yıllarda olduğu gibi yörede yetiştirilen kenevirlerden elde edilen iple, evlerde bulunan Feretiko tezgâhlarında işlenen bezler olduğunu belirterek, “Günümüzde maalesef kendir üretimi yapılmadığı için, bu ihtiyaç dışardan karşılanıyor. İpliği dışardan karşılanarak, Rize'de üretimi yapılan bez, Rize Bezi olarak kabul ediliyor. Rize Bezinin özelliği, yüzde yüz kendir ipliği ile el tezgahlarında işlenen doğal bir ürün olmasından kaynaklanıyor.” dedi.


Piyasada bazı tüccarlar tarafından, ‘Rize Bezi’ adı altında, daha ucuz ve iplik olarak P pamuk ve P polyesterden oluşan ‘Şile Bezi’ ve ürünlerinin satıldığını anlatan Karali, “Bu uygulama hem etik açıdan, hem de Rize Bezinin geleceği açısından doğru bir davranış değil.”şeklinde konuştu.


RTSO olarak, ‘Feretiko'nun tanıtımı için bir moda firmasına teklif verildiğini ve bu konuda çalışmaların devam ettiğini kaydeden Karali, “Rize'de yaklaşık 800 Feretiko tezgâhı var. Halk Eğitim Merkezi, Rize Valiliği ve RTSO olarak, bu işe emek verenlerin yanında yer alıyoruz. Sadece Feretiko alım ve satımıyla uğraşan bir birim kurduk.”ifadelerini kullandı.

Rize Bezinin, 0 kenevir ipliği ile yapıldığı için esneme payı olmadığını, yakıldığı zaman ise, diğer polyester ürünler gibi çekilmediği ve ağır bir koku yaymadığına işaret eden Karali, “Kenevirden yapıldığı için yakıldığında ot yanığı gibi koku verir ve naylonsu madde gibi yapışık hale gelmez. Sahteciliğin önüne geçebilmek için Kız Meslek Lisesi, Halk Eğitim Merkezleri, Tarım İl Müdürlüğü ve özel sektörde çalışan uzmanlardan oluşan 5 kişilik bir komisyon kuruldu. Bu komisyon tarafından yılda iki kez çeşitli denetlemeler yapılacak, şikayet ve ihtiyaçlar değerlendirilecek” şeklinde açıklamalarını tamamladı.
 


Rize Kalesi
 
13.ve 14.Yüzyıllarda Karadeniz ticareti milletlerarası bir hüviyet kazanmıştır. İtalyan şehir devletlerinden Venedik ve Cenevizlilerin bunda etkisi fazla olmuştur.

4. Haçlı seferi ile (1204) İstanbul’a yerleşen Haçlıları buradan çıkarmaya çalışan Bizans imparatoru 8.Mihail Paleolog’a Cenevizlilerin yaptığı yardım karşılığında Karadeniz limanları Cenevizlilere açılır.

Cenevizlilerde kuzeyde Kefe olmak üzere Güney Karadeniz kıyılarında yeni koloniler kurdular.

Köle ticaretinden, ipek yolu ticaretine kadar her şeyi Karadeniz’den Akdeniz limanlarına ve Avrupa’ya taşıdılar.

Kıyılarda yaptıkları kalelerde mal depolamayı ve güvenliği sağlamayı amaçladılar. 13. yy.’ da Cenevizliler tarafından yapıldığı Rize halkı tarafından yaygın olarak dile getirilmektedir.

Bugün Kale mahallesinin bulunduğu tepede yer alan bu kale turistik amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Vaktiyle denize kadar uzanan surlar deniz dolgusu nedeniyle SSK Hastanesi yanında son bulmaktadır. 1532 tarihinde 31 muhafızın bulunduğu, kalenin Kethüdası Hasan Siyah oğlu Aydın’dı.

Tımarı Mozara köyünde bulunuyordu. Bu Tımarların Kanuni Sultan Süleyman devrinin ilk yıllarında toplam miktarı 4″.^84 Akçe idi.

Rize Kalesi, Aşağı Kale ve İç Kale olmak üzere iki bölümdür.

1-İç Kale: 150 m. Yüksekliğinde doğal bir yükselti üzerinde kurulmuştur. Doğu Roma İmparatoru Jüstinyen zamanında (527-565) yapılmıştır.

2-Aşağı Kale: Zamanında İç kaleden kuzeydoğuya ve kuzeybatıya yanlara açılarak uzayan ve denize ulaşan surlarla çevriliydi. 13 .yy.’da yapılmış olmalıdır.


Bir Başka Kaynaktan
Rize il merkezinin güneybatısında bulunan Rize Kalesi’nin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Bunu belirten bir kitabe de günümüze gelememiştir. Kale ilk yapılışında İç Kale ve Aşağı Kale’den meydana gelmiş, Aşağı Kale bölümü yoğun yapılaşmadan ötürü tamamen yok olmuş ve yalnızca batı tarafındaki bazı sur parçaları ile kuleleri günümüze gelebilmiştir.

Rize Kalesi’nin tarihlendirilmesi konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Aşağı Kale surlarının bazı bölümleri Bizans İmparatoru Alexios II. (1297-1330) zamanında yapılan Trabzon Kalesi ile benzerlik göstermesinden ötürü bu dönemde yapıldığı sanılmaktadır. İç Kale ise, İmparator Iustinianus (527-565) zamanında yapılmıştır. Sonraki dönemde de Trabzon Kommenosları zamanında Aşağı Kale’nin surları yapılmıştır. Bu kale Osmanlı döneminde onarılarak kullanılmıştır.

İç Kale deniz seviyesinden 150 m. yükseklikte, doğal bir yükselti üzerine yapılmıştır. Düzgün olmayan, yamuk şekilde bir planı olan İç Kale’nin girişi doğu yönündedir. Bu kapıdan küçük bir avluya girilmektedir. Avludan ikinci bir kapı ile de asıl kaleye geçilmektedir. İç Kale’yi çevreleyen duvarlar ve surlar kısmen düzgün kesme taştan, kısmen de moloz taştan yapılmış ve kireç harçla da sağlamlaştırılmıştır. Duvar kalınlıkları 1,5 m.yi bulmaktadır. İç Kale’nin yarım daire planlı beş kulesi vardır. Ayrıca doğusuna da kayalara oyulmuş bir kuyu yapılmıştır.

Kale harap bir durumda iken 1990’lı yıllarda Kültür Bakanlığı tarafından onarılmıştır. Bu onarım sırasında yıkılmış olan seyirdim yolu ve mazgallar yenilenmiştir.

Aşağı Kale , İç Kale’nin kuzeydoğu ve kuzeybatıya açılan, denize kadar ulaşan surlarla çevrili idi. A.Bryer ve D.Winfield bu kalenin surları üzerinde dokuz kulesi ve iki kapısı olduğunu tespit etmiştir. Kuleleri dikdörtgen ve yuvarlak planlı olup, iki katlı idiler. Günümüze ulaşan kalıntılarından üst örtüsünün tuğla tonozlu olduğu sanılmaktadır. Doğu surlarından ise hiçbir iz günümüze gelememiştir. kaynak:kenthaber.com
 

Bu haber 7928 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

81 İLİMİZ

Manisa'nın Neyi Meşhur?

Manisa'nın  Neyi Meşhur? Sard Antik Kenti ,Mesir Macunu ,Spil Dağı Milli Parkı ,Üzüm ve Tütün Üretimi ,Soma’nın Linyiti ,Ağlayan Kaya, Murad...

Van'ın Neyi Meşhur?

Van'ın Neyi Meşhur? Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü ,Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Web Sitemizi Beğendiniz mi?





Tüm Anketler

NAMAZ VAKTİ

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.© 2010 www.sifanur.com