Şifanur
Gülistan
Üç Mescid
ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ANKETLER ARŞİV İLETİŞİM PAYLAŞIM

BİR AYET - BİR HADİS

BİR AYET 

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.(Bakara Suresi - 284)

   BİR HADİS

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." (bk. Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

 
Sivas'ın Neyi Meşhur?

Sivas'ın Neyi Meşhur?

16 - Şubat - 2011, 18:27

Gök Medrese ,Kangal Çoban Köpeği ,Kangal Balıklı Kaplıcası ,Divriği’nin Demiri Pir Sultan Abdal ve Aşık Veysel Divriği ,Ulu Camii

Gök Medrese

Selçuklu Veziri Sahib Ata Fahrettin Ali tarafından 1271 yılında yaptırılan medrese taçkapısı üzerinde yükselen tuğra örgülü minarelerindeki firuze renkli çinilerden dolayı Gökmedrese olarak anılmıştır.

Giriş cephesi batı yönündedir ve Sivas şehrinin önemli bir mevkiinde bulunmaktadır. Bugün şehre ayakta kalabilen diğer medreselerden biraz daha uzakta bulunmasına rağmen yine de merkezi bir konumdadır. Özellikle Sivas Ulu Camii’sine oldukça yakındır. Fakat diğer eserlere olan uzaklığından mıdır veya başka bir sebeple mi bilinmez eser önemi ölçüsünde korunamamış ve Sivas’ta en fazla bakıma muhtaç olan tarihi yapılardan biri durumuna gelmiştir. Yine de son yıllarda binanın durumu gözönüne alınarak yapılan çalışmalarla esere iade-i itibar yapılmak istenmektedir. Eserin vakfiyesinin bir numunesi bugün Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde mevcuttur.

Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev devrinde yapılan eserin mimarı Konyalı Kaluyan’dır. Medrese’nin en gösterişli bölümü Taçkapı’dır. Tipik bir Türk-İslam medresesi olan Gökmedrese; iki katlı, açık avlulu ve dört eyvanlı olarak imar edilmiştir. Cephede taçkapı üzerine inşa edilen minareler kapı ile uyumludur. Ayrıca minareler yivlidir. Özellikle yukarıda belirtildiği gibi Çifte Minareli Medrese ile iki minareli olması nedeniyle benzerlik arzeder. Giriş eyvanının sağındaki kapıdan mescide, solundaki kapıdan ise Darulkurra’ya geçilir. 1934-1967 arası müze olarak kullanılan binanın ahşap kapısı kaldırılarak demirden bir kapı konulmuştur. Geçen yıllarda etrafı çevrili vaziyette kaderine terk edilmiş Gökmedrese, kendisini sahiplenecek tarih dostları beklemekteydi.

2007 yılında başlayan restorasyon çalışmaları 2008 içerisinde devam etmektedir. Gökmedrese bu şekilde eski ihtişamına tekrar kavuşacaktır.

Gökmedrese ile ilgili daha detaylı bilgiler için bizim de ana kaynak olarak ele aldığımız Özkan Ertuğrul’un Diyanet İslam Ansiklopedisi 14. ciltteki Gökmedrese makalesine bakabilirsiniz.

SİVAS GÖK MEDRESE ( SAHİBİYE MEDRESESİ ) ( M. 1271)

Tarihçi Talha GÖNÜLALAN

Sivas Gök Mendresesi


 Ulu Camii

Sivas Ulu Cami hakkında ayrıntılı bilgi ;

Sivas‘ta yer alan eski Türk-İslam eseri olan Ulu Cami kendi adı ile anılan Ulu Camii Mahallesinde yar almaktadır. Bu anlamda Selçuk Parkı’nı oluşturan cami ve medreselere bir nebze daha uzaktır. Fakat bulunduğu mevkii yine de şehir merkezine oldukça yakındır. Bununla birlikte bu eser şehirdeki en büyük camilerden birisi olup konumundan dolayı özellikle Cuma namazlarında cami cemaatinin en fazla rağbet gösterdiği camilerdendir. Ayrıca Gökmedrese’ye de yakın bir konumdadır.

Kızılarslan bin İbrahim tarafından H. 593 – Miladi 1196-1197 yılında yaptırılmış olan Ulu Camii 31×54 metre iç ölçüsünde yaklaşık 1674 metre kare alanındadır. Üstü düz dam şeklindedir. Asıl ibadet bölümünde 50 yığma ayak vardır.

Meşhur minaresine 116 basamakla çıkılmaktadır. Minaresi bugün italya’daki Pizza Tower (Piza Kulesi gibi) eğridir. Fakat bunun nedenini bilememekteyiz. Yapılışından dolayı mı, yoksa tahribatlar neticesinde mi bu hale geldiği çeşitli araştırmalara konu olmuşsa da daha fazla araştırılmalıdır. 

Bakımsızlıktan ötürü minarenin bazen tehlikeler oluşturduğu sezilmektedir. Duyarlı vatandaşlar bu konuda acil çalışmalar beklemektedirler. Minaredeki firuze renkli tuğlalardaki eksiklik hemen göze çarpmaktadır.

Halk arasında Hz. Hızır (A.s.) Peygamberin Ulu Camii’yi ziyaret ettiğine inanılmaktadır. Camii 2005 yılı içerisinde tadilat çalışmalarıyla onarılmıştır.

2010 yılı içerisinde Sivas Belediyesi tarafından çevre düzenlemesi yapılan Sivas Ulu Cami’nin haziresinde Sivas’a ışık tutan büyük evliyalardan İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi’nin de kabri bulunmaktadır.

İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Hazretleri (k.s) 02.08.1969 Cumartesi günü sabah saat 09.00 sularında vefat etmiştir. Cenaze namazı Sivas Paşa Camii’nde kılınmış ve kendisinin önderliğinde onarım ve tamiri yapılan Sivas Ulu Camii haziresine defnedilmiştir.

Sivas’taki Ulu Camii Anadolu’nun en önemli “Ulu Camileri” arasında yer alır.

Yazı Tarihçi Talha GÖNÜLALAN’a aittir.

Sivas Divriği Ulu Camii
 
 
Kangal Balıklı Kaplıcası

Diğer kaplıcalardan farklı olarak tedavi etme özelliği bakımından Dünyada bir eşi daha olmayan bir kaplıcadır. Çünkü diğer kaplıcalar suyun içinde bulunan mineraller ve sıcaklıkları bakımından farklılık gösterirken bu kaplıca adında da yer alan balıklar yönünden farklılık göstermektedir. Aslında mucize balıklar  demek daha doğru olacaktır herhalde. Çünkü hasta kişi daha suya girer girmez, sanki birisinden emir almış gibi bu balıklar görevlerine başlarlar.

              Havuzun içindeki balıklar iki cinste bulunuyor. Bunlar 2-10 cm. büyüklüğündeki Cyprinide (Sazangiller) familyasından Cyprinion Macrostamus (Beni Balığı) ve Garra rufa (Yağlı Balık) türündeki balıklardır. Bu balıkların dişleri yoktur ve “doktor balıklar” olarak tanımlanmaktadırlar. Hasta suya girer girmez bu balıklar derinin ölmüş ve yaralanmış parçalarını yemeye başlarlar. Bu balıklardan birincisi delici, ikincisi ise temizleyici olarak tanınır.  Bu balıklar daha çok deri hastalıklarında şifa sağlamaktadırlar. Sedef hastalığı başta olmak üzere tahriş olmuş durumdaki veya herhangi bir enfeksiyonla oluşmuş cilt dokusundaki yaraları, egzama, cerahatli sivilcelerde iyileşmeler olmaktadır.

             Sedef hastalığının geçmesindeki bir diğer sebep ise  suyun içinde bulunan ve sedef tedavisi için önemli olan Selenyum elementidir. Suya girdiğinizde balıklar derinin tahriş olmuş bölümünü temizledikleri için sudan hastalıklı bölgeye ve vücuda Selenyumun geçişini kolaylaştırmış olurlar.

             Havuza ilk girdiğinizde korku,  ürperti hissedebilirsiniz. Bu gayet normaldir aslında çünkü renk renk balıkların etrafınızda dönerek hastalıklı bölgeyi temizlemeye başladıklarını görürsünüz. Sakın paniğe kapılmayın çünkü bu korku 2-3 gün içinde balıklara alışmanızla birlikte geçecektir.

             Kaplıcanın bulunuş hikayesi de oldukça ilginçtir aslında çünkü 1800′li yıllarda tesadüfen bulunmuştur.  Bu alan daha önce sazlık bir alanmış ve bir çobanın ayağında bulunana yara iyileşmesiyle birlikte ilk defa bu suyun önemi fark edilmiştir. İlk başlarda buraya basit havuzlar yapmışlar ve daha sonra suyun ve balıkların önemi daha iyi anlaşılıp kaplıca yapılmıştır.

Yeri : Kangal Balıklı Kaplıcası, Sivas ilinin Kangal ilçesinde bulunmaktadır. Kaplıca alanı Sivas iline 96, Kangal ilçesine 13 km mesafede, Kangal ‘ın kuzeydoğusunda Kavak Deresi mevkisinde  bulunmaktadır. Kaplıcanın bulunduğu alanın denizden yüksekliği 1350 m. dir. Kaplıca kırsal bir alanda olup yemyeşil bir vadi içindedir.

Ulaşım : Kangal Balıklı Kaplıcası’na gitmek için eğer kara yolunu seçiyorsanız, Sivas-Malatya karayolundan ayrılan asfalt bir yol ile ulaşım oldukça kolaydır. Ayrıca, Sivas İl Merkezi’nden Kangal İlçesi’ne karayolu ulaşımı düzenli olarak toplu taşım araçları ile sağlanabilmektedir. Eğer kaplıcaya gitmek için demir yolunu tercih ediyorsanız Kaplıca alanının 5 km yakınından Sivas - Malatya demiryolu geçmekte olup demiryolu ulaşımının tercihinde Kangal istasyonu kullanılmaktadır. Eğer hava yolunu tercih ediyorsanız, Sivas il merkezinde bulunan ve kaplıca alanına 120 km uzaklıkta olan havaalanından yararlanılmaktadır.

Suyun Özellikleri : Kangal Balıklı Kaplıcası’nın suyu

Suyun Sıcaklığı : 36-37 º C‘dir.

Renk ve tonu : Berrak, kokusuz, kendine has rengi olan ve bulanık olmayan bir sudur.

Kimyasal özellikleri bakımından: Bikarbonatlı /%73.19 milival), Kalsiyumlu (%58.21 milival) Mağnezyumlu (%27.76 milival)

Suyun PH değeri : 7.40

Radyoaktivitesi : 6 eman′dir.

Toplam Mineralizasyonu : 389 mg/lt

Kangal Balıklı Kaplıcası’nın Faydaları

Akratotermal (Oligometalik) termal su niteliğinde olan kaplıca suyu Hem banyo hem de içme şeklinde kullanılmaktadır.

Banyo Tedavisinin Faydaları

Başta sedef hastalığı olmak üzere bütün deri hastalıklarında (tahriş olmuş durumdaki veya herhangi bir enfeksiyonla oluşmuş cilt dokusundaki yaraları, egzama, cerahatli sivilcelerde)  fayda sağlar.

Romatizmal hastalıklarada olumlu etkisi görülmektedir.

Sinir hastalıklarına iyi gelmektedir.

Kırık, çıkık, ezik ve bazı durumlarda kireçlenmeye fayda sağlar.

İçme Tedavisinin Faydaları

Sabahları aç karına birkaç şifalı su içmek ve banyo yapmak kaydıyla başta ülser olmak üzere böbrek hastalıklarına fayda sağlamaktadır.

Kangal Balıklı Göl Kaplıcasından Nasıl Faydalanılmalıdır?

         Tedaviden olumlu sonuç alınabilmesi için üç hafta (21 gün) süre ile günde üç defa havuza girilmesi ve iki saat süre ile suda kalınması tavsiye olunmaktadır. Ayrıca, sabahları aç karnına birkaç bardak şifalı su içmek tedaviyi desteklemektedir.


 

 Kangal Köpeği


Familya: çiftlik köpeği, Mastiff, Sürü koruma köpeği
Diğer Adları: Sivas Kangal, Anadolu çoban Köpeği, Anatolian Shepherd, Karabaş
Rengi: Kirli beyaz, açık sarı, boz, kahverengi tonlarda. Ağız, burun, göz kenarları ve kulak çevresinde siyah lekeler olabilir.
Çıkış Yeri: Türkiye
Çıkış Tarihi: çok eski zamanlar
Orjinal İşlevi: Sürü bekçiliği
Günümüzdeki İşlevi: Sürü bekçiliği, güvenlik
Ortalama Ömür: 10-13 yıl
Kilo Erkek/Kilo Dişi: 50-68/36-54 kg
Boy Erkek/Boy Dişi: 71-76/66-71 cm
Temel Özellikleri
Zeki, kolay eğitilen, çocuklara karşı sabırlı, azarlanmaya karşı duyarlı, sevilmek isteyen, yaşadığı yeri sahiplenen bir köpektir. Yabancılara karşı kuşkucudur, bu nedenle güvenli ve çitlerle çevrili bir alanda ya da koruyucusu olduğu sürüsüyle birlikte açıkta yaşamalıdır.

Neler Yapar?
Savaşta ve avda yüzyıllar boyunca savaş köpeği olarak kullanıldı. özellikle kurtlara karşı verdiği başarılı savaşlarla tanınır. Bir çoban köpeği olarak yorgunluktan ve kötü hava koşullarından etkilenmez. Günümüzde bekçi köpeği olmanın yanı sıra çoban köpeği olarak da kullnılmaktadır.

Tarihçesi
çok eski çağlardan beri Küçük Asya'da (Anadolu) yaşar. Türk bekçi köpeği olarak da bilinir. 1968'de Amerika Birleşik Devletleri'ne götürülmüştür.

- - -

Kangal özel
Kangal'ın tarihçesini araştırdığımızda en küçük bir belgeye rastlayamadık. Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre M.ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği, aslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır.

Bu köpeğin çok rahat bir şekilde aslanı mağlup ettiği söylenmektedir. İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz Sultan Selim veya 4. Murat’a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır. Sarayda bulunan ve aslanla bo---güs---an bu köpek aslanı öldürüyor. Böylece padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor. Osmanlı ordusu doğu seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin soyundan türediği rivayetler arasındadır.

17.Yüzyılda Evliya çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu’ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla ---cög---u Avrupa çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliği yapıldığı bahsedilmektedir. Kangal çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar ırk özelliklerini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması Kangal ırkı köpek neslinin devamını sağlamıştır.

Ek 1
Dünyada emsali görülmemiş bir köpek türü olan Kangal çoban köpekleri, Türkiye’de ve yabancı devletlerde haklı bir üne sahiptir. özellikle İngiltere ve Amerika’da bu köpekleri sevenler tarafından dernekler kurulmuş, yarışmalar yapılmıştır. Ne acıdır ki yabancı devletlerin göstermiş oldukları ilgiyi, bizler maalesef son on-on beş yıldır göstermekteyiz.

Kangal çoban Köpekleri çok cesur, gayet hızlı ve çeviktirler. Kadın ve çocuklara karşı gayet muhlis, kötü niyetli kişilere karşı son derece caydırıcı bir silah olan Kangal köpekleri çok zeki, ön sezileri kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdırlar. Sahibi tarafından azarlandığı zaman suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer,sahibinin gözlerine mahsun mahsun bakarak af edilmesini bekler. Hislerini yalnız hal, hareket, mimik ve jestlerle değil çıkardıkları çeşitli tonlardaki havlamalarla belli ederler.

Kangal çoban Köpekleri görevlerine çok sadıktırlar şöyle ki; dağda sürüden ayrılan veya geride kalan koyunun başından günlerce aç ve susuz bekledikleri Kangal çiftçileri tarafından anlatılmaktadır. Kangal çoban Köpeğine sahip çiftçilerin en büyük gurur kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğan köpeğe sahip olmak onlar için bir ayrıcalık ve övünç kaynağıdır.

Yüzyılların ihmaline rağmen ne ırk vasıflarından ne de yüksek ruh yapısından en ufak bir taviz vermemiştir. Kan asaletine çok bağlıdır. Doğuda serbest iken bile başka bir karnivorla çiftleşmesi mümkün değildir. 1975 yılında askeri amaçla eğitime alınmış ve asırlardır bu yönde eğitim gören köpek türlerinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.

Ek 2
Kangal köpekleri topluca kurt boğdukları gibi tek başlarına da kurt boğabilirler. Eğer köpek tek başına kurt boğmuşsa genellikle günlerce yerinden kalkamaz . Zira hem yaralı olur hem de gösterdiği üstün efordan dolayı aşırı yorgun olur. Yarasının ---cög---u tırnak yarasıdır. Kurdu boğmak için altına aldığında yaraların ---cög---u karın bölgesindedir.

Kurt arka ayağının tırnaklarıyla üstündeki köpeği kaldırıp atmaya çalışırken yaralar. Kurdun arka ayak kasları çok kuvvetlidir. Kurdun açmış olduğu diş yarası ise bıçakla kesilmiş gibidir. Kangal köpeği kurdu çok süratli kovalar ve yetiştiği zaman bazen yan taraftan süratli döş vurur, bazen de rastgele arkadan da çarpar. Bu çarpışma sırasında haliyle kurtta köpekte yıkılır. Sonra her ikisi birden kalkmaya çalışır.

Eğer köpek kurttan evvel kalkarsa, hemen kurdun boğazından tutar ve ölünceye kadar bırakmaz. Fakat kurt daha evvel kalkarsa bu kovalamaca devam eder. Eğer köpek iki veya daha fazla ise kurt kalkmadan köpeğin öbür eşleri kurdu boğarlar.

Bu köpekler kurdun ölüsüne kulağını dayayarak dinler ve en ufak bir harekette yeniden boğarlar. Bu anda köpeklerin sahibi dahi gelse o hırsla hücum edip kurdun ölüsünün yanına yaklaştırmazlar. Bu olaydan birkaç saat sonra köpekler uysallaşırlar ve boğazlarına kaçan kurdun kılları dolayısıyla öksürmeye başlarlar. Bunun için köpeklere hemen bir koyun kesilir ve koyunun kuyruğu yedirilir. Böyle bir olaya tanıklık etmek ve böyle bir köpeğe sahip olmak sahibi için övünç kaynağıdır.

Ek 3
Sadakati, cesareti ve dost canlısı karakteriyle gerek Türkiye'de gerekse İngiltere, ABD ve Kanada başta olmak üzere tüm dünyada haklı bir üne sahip olan kangal çoban köpeklerinin değeri özellikle 1970'li yıllardan sonra anlaşılmaya başlanmıştır. özellikle İngiltere ve Amerika'da kangal koruma dernekleri oluşturulmuş; ülkemizde ise bu özen ancak son yıllarda gösterilmeye başlanmıştır.

Kangal çoban köpekleri ülkemizde ilk kez 1970'li yıllarda Gemlik'te askeri amaçlı köpek eğitim programına alınmıştır. Eğitim programının sonucu hakkında farklı kaynaklar farklı bilgiler vermektedir. Bir bölümü, eğitim programı sonucunda, kangal çoban köpeklerinin, yıllardır bu yönde eğitim gören köpeklerden çok daha yetenekli olduğunun ortaya çıktığını söylerken; bir bölümü ise, eğitim sürecinin istenilen sonucu vermemiş olduğunu ve eğitimlerinin sınırlı tutulmasına karar verildiğini söylemektedir. Kaynaklardan hangilerinin daha güvenilir sonuçlar içerdiğini bilemiyoruz; ancak ikinci varsayımın doğruluğu halinde dahi, zeka seviyeleri diğer köpeklerden az olmayan bu köpeklerin eğitimlere yeterli cevabı vermemiş oluşunu iki etmene bağlamak bizce mümkündür:

Kangal çoban köpekleri tüm insancıllıklarına ve güçlü sorumluluk duygularına rağmen, geçmişten beri süregelen yaşam biçimlerinden ve genel karakter özelliklerinden kaynaklı olarak özgürlüklerine son derece düşkündürler. Ayrıca, çok gururlu olan kangal köpeklerinin, sürekli emirlere itaat etmesini ve bir anlamda köle-sahip ilişkisini benimsemesini beklemek kanımızca onlara haksızlık olur. Bizim gözlemlerimize göre, kangal çoban köpekleri bir çok komutu kolaylıkla öğrenmekte; ancak yalnızca istedikleri zaman bu komutlara uymaktadırlar. Fakat zaten içgüdüleri çok güçlü olan kangal köpekleri, önemli durumlarda genellikle ne yapması gerektiğini herhangi bir komuta gerek duymaksızın bilmektedir.

İkinci bir faktör ise, eğitimin verildiği saatler olabilir. Koruma köpeği olarak yetişmiş oluşundan dolayı performansı geceleri maksimum seviyede olan, ancak gündüz saatlerinde, hele de öğlenleri minimuma inen kangal çoban köpeklerine, araştırdığımız kaynaklarda yazdığına göre, eğitim hep gündüz verilmeye çalışılmıştır; ki dediğimiz gibi performansının en düşük olduğu zaman dilimidir gündüz...

Yine 1970'li yıllarda yurtdışına götürülmesiyle de önemi anlaşılmaya başlanmış ve Anadolu köylüsünün yıllardır sadık dostu olan, ancak özellikleri geniş çevrelere yayılamayan kangal çoban köpekleri tüm dünyada tanınmaya, Türk ve dünya basınında yer almaya başlamıştır.

Tüm yeteneklerine karşın yine de çok sakin ve mütevazı bir görünüme sahiptir. Mimikleriyle, hal ve hareketleriyle ve hatta havlama şekilleriyle, üzüntüsünü, sevincini, kızgınlığını çok rahat ifade eder. Fazlasıyla hassastır. Kendisine kızıldığını anladığında, başını öne eğer, mahzun mahzun bakmaya başlar. Pek kaprislidir; bazen keyfi tekrar yerine gelsin diye uzun uzun onunla konuşmak, kendisine neden kızıldığını anlatmak bile gerekebilir.

üzüldüğünde yemeğini yemez, durgunlaşır, sürekli mahzun bir ifade olur yüzünde.

Kendileriyle ilgili konuşurken dikkatli olmak gerekir. övüldüklerini veya yerildiklerini gayet iyi anlarlar. Son derece kıskançtırlar ve gözlerinin önünde bir başka köpeğin sevilmesine hiç dayanamazlar.

özellikle son yıllarda evlerinde bekçi köpeği olarak kangal besleyenlerin sayısında büyük artış olmuştur. Bunda en çok kangal çoban köpeğinin aile bireylerine karşı son derece sevecen, kadın ve çocuklara karşı çok uysal oluşu etkilidir. Ayrıca koku alma duyularının da diğer köpek türlerine göre daha güçlü olduğu söylenmektedir.

çobanlar için önemi ise, esas olarak, kangal çoban köpeklerini, diğer bütün sürü koruma köpeklerinden üstün kılan özelliklerinden kaynaklanır. Diğer sürü koruma köpekleri kurt için yalnızca caydırıcı özellik gösterirken, yalnızca kangal çoban köpeği kurdu öldürebilme özelliğine sahiptir. Kurda karşı erkek ve dişi köpek ortak çalışıp birbirlerinin eksikliklerini kapatırlar. Dişi köpek daha hızlı ve çeviktir; erkek ise daha güçlü... Bo---güs---urken esas olarak göğüs darbeleriyle düşmanlarını sersemletip savunmasız duruma getirirler. Elbette ki, kurt boğan bir köpeğe sahip olmak çobanlar tarafından bir gurur kaynağı olarak görülmektedir. Ancak kurt boğmasının yanı sıra, sürü koruma köpeği olarak birçok başka yeteneklere de sahiptir.

çok hızlı koşarlar ve çok çeviktirler. Yaklaşık 200 başlık bir sürüyü korumak için yalnızca bir erkek ve bir dişi kangal yeterlidir. Görevlerine çok bağlıdırlar. Sürüdeki hayvanların sayısını bilirler ve dağda kaybolan, sürüden ayrılan, geride kalan koyunların başında günlerce aç ve susuz bekledikleri çobanlar tarafından anlatılmaktadır.

Doğada çok zorda kalmadıkça başka köpeklerle çiftleşmeyi kabul etmezler. Hatta kardeşlerin de genellikle çiftleşmediği bilinmektedir. Bu özellikleri, yüzyıllardır ihmal edilmiş olmalarına ve değerlerinin yeni anlaşılmaya başlamış olmasına rağmen, genel karakter özelliklerini yitirmemelerini ve saflıklarını büyük ölçüde korumalarını sağlamıştır.

Ek 4
Yüzyıllardır Anadolu insanının cesur, zeki ve bir o kadar sadık dostu olan kangal çoban köpeklerinin tarihçesi hakkında çok kesin bilgilere ne yazık ki ulaşılamamaktadır.

Kangal çoban köpeği yüzyıllar boyunca Anadolu'da çobanların yanında sürüyü her türlü tehlikeye karşı korumuş olan bir köpek türüdür. Geçmişiyle ilgili üç ayrı varsayıma ulaşabildik.

Asurlular ve Babilliler döneminde ortaya çıktığı ve aslan gibi vahşi hayvanlardan korunmak için kullanıldığı ileri sürülmektedir.

İkinci bir varsayıma göre; kangal çoban köpeği bir Hint mihracesi tarafından Yavuz Sultan Selim veya IV. Murat olduğu tahmin edilen Osmanlı padişahına hediye olarak getirilmiştir. Bu köpeğin aslanı öldürmesi, padişahı çok etkilemiş ve padişahın bu köpeğe çok değer vermesini sağlamıştır. Ancak Osmanlı ordusuyla birlikte gittiği doğu seferinde, Kangal Deliktaş civarlarında köpek kaybolmuş ve tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Kangal çoban köpeklerinin bu soydan geldiği söylenmektedir.

üçüncü bir varsayım da; Evliya çelebi'nin Seyahatname'sinde bahsedilen köpek hakkındadır.Evliya çelebi, 'aslan kadar kuvvetli' diye tanımladığı bir köpekten bahsetmektedir. Osmanlı'nın kurucularının bu köpeği kendileriyle birlikte Anadolu'ya getirdikleri tahmin edilmektedir. Yine bu varsayıma göre, Osmanlı'nın Avrupa'ya yayılmasıyla birlikte, bu köpek de Avrupa'nın çeşitli yerlerinde bulunmuş ve birçok Avrupa çoban köpeği de bu ırktan türemiştir.

Bu varsayımlar dışında bilinen bir olgu, kangal çoban köpeğine Osmanlı İmparatorluğu döneminde çok önem verildiği ve pedigrili olarak yetiştirildiğidir. Bu dönemde kangal çoban köpeği Osmanlı İmparatorluğu'nda genellikle saray eşrafı ve İmparatorluğun ileri gelenleri tarafından yetiştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünden itibaren ise, pedigrili yetiştiricilik kaybolmuştur.

Asıl köpek türü, yani Latince ismiyle 'canis familaris', kendine özgü birtakım karakter özellikleri taşımaktadır. Sadakat gibi, cesaret gibi, güvenilirlik gibi... Ne yazık ki, çakal, kurt gibi dış görünüş itibariyle köpeğe benzeyen; ancak karakter yapısı itibariyle yukarıdaki özelliklere sahip olduğu tartışılır olan hayvanlarla yüzyıllar boyunca çiftleştirilen köpeklerin saflıkları bozulmuş, insanın gerçekten iyi dostu olan köpeklerin genlerinden gelen karakter özellikleri başlangıçtaki niteliklerini kaybetmeye başlamıştır. Bu bilinçsiz çiftleştirme olgusundan kendini koruyabilen ender köpek türlerinin başında kangal çoban köpeği gelmekte ve günümüzde hâlâ Anadolu insanının en sadık dostlarından biri olma özelliğini korumaktadır.

öylesine ki, kangal çoban köpeklerinin geçmişini araştırmaya başladığımızdan beri, görüştüğümüz her kangal çoban köpeği sahibinin, köpeklerinin sadakati, duygusallığı, cesareti veya zekasıyla ilgili ve bu köpeği kendileri için vazgeçilmez kılan, başlangıçta bizim de inanamadığımız, sonrasında ise alıştığımız ve hatta kendi köpeklerimizde yaşadığımız öyküleri vardı. Bunların bir bölümünü sitemizin 'Anılar, Efsaneler ve Haberler' bölümünde okuyabilirsiniz.

Kangal çoban köpeklerinin saflıklarını büyük ölçüde koruyabilmiş olmalarının en önemli sebeplerinden biri olarak bu köpeklerin yapı itibariyle çok iri oluşları ve bu nedenle diğer tür köpeklerle çiftleşmeyi kabul etmemeleri gösterilmektedir.
ImageShack, share photos of kangal, has sivas kangalı, kangal çoban kırması dişi, kaplan ve aslan yanyana, share pictures of kangal, has sivas kangalı, kangal çoban kırması dişi, kaplan ve aslan yanyana, share video of kangal, has sivas kangalı, kangal çoban kırması dişi, kaplan ve aslan yanyana, free image hosting, free video hosting, image hosting, video hosting.ImageShack, share photos, pictures, free image hosting, free video hosting, image hosting, video hosting, photo image hosting site, video hosting site

Bu haber 9826 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

81 İLİMİZ

Manisa'nın Neyi Meşhur?

Manisa'nın  Neyi Meşhur? Sard Antik Kenti ,Mesir Macunu ,Spil Dağı Milli Parkı ,Üzüm ve Tütün Üretimi ,Soma’nın Linyiti ,Ağlayan Kaya, Murad...

Van'ın Neyi Meşhur?

Van'ın Neyi Meşhur? Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü ,Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Web Sitemizi Beğendiniz mi?





Tüm Anketler

NAMAZ VAKTİ

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.© 2010 www.sifanur.com